90 günün ardından Bodrum notları…

90 günün ardından Bodrum notları…

Nedim Mazliyah 2 Yorumlar 30 Ağustos 2016, Salı

 
19 Mayıs’ta İstanbul’dan ailecek (Kızlarımız Pera ve Simi, köpeğimiz Feci, kaplumbağamız Boncuk) Bodrum’a geldikten bu yana üç ayı geride bıraktık. Bu süre zarfında misafirlerimizden ve arkadaşlarımızdan bize en çok gelen sorulardan yola çıkarak Bodrum’daki yaşantımıza dair bir değerlendirme ve İstanbul Otel Bodrum’un nasıl bir sezon geçirdiğini sizlere de aktarmak istedik…
 
 
İstanbul’dan Bodrum’a yerleşmek nasıl bir duygu?
 
Bodrum, özellikle yaz aylarında İstanbullulara göre donatılmış olduğundan henüz yabancılık çekmedik. İstanbul’dan gelecek dostlarımız  ‘Size ne getirelim?’ diye sorduğunda cevabımız hep aynı: Hiçbir şey! Zira burada her şey var. 34 plakalı araçlarla dolan belde doğallığını çoktan kaybetmiş olsada halâ yeşiliylemavisiyle emeklilik plânlarının ilk sıralarında yer alıyor.
 
İkiz kızlarımızdoğduğundan beri İstanbul’un stresinden, trafiğinden ve kalabalık günlük hayatından uzaklaşmak istiyorduk. Bir “İstanbulsever” olarak şehrin sosyal ve kültürel hayatınıntadını daha çok çıkarmak için turist olarak gelmek lazım diye söylenir olmuştuk.İstanbul’u geride bırakırsak, hay huy içinde arzu ettiğimiz özeni gösteremediğimiz ailelerimizle ve dostlarımızla, İstanbul tatillerinde hey hey yapmaya daha çok zamanımız olacaktı. Okul hayatları başlamadan, çocukların Bodrum’a daha çabuk adapte olabileceği gerçeği ise elimizdeki en büyük kozdu.
 
Şu ana kadar hayatlarında nadiren denize girme fırsatı bulan Simi ve Peraartık her gün yüzüyor, doğal yiyeceklerle besleniyor. Doğuştan gelen reflüleri bile sorun olmaktan çıktı! Şu ana kadar otelde kalan onlarca yaşıtları çocukla arkadaşlık etme şansı buldular ve kişisel gelişimleri adına olumlu adımlar atmaya başladılar. İstanbul’da zar zor gördüğümüz arkadaşlarımız ise bizi hiç yalnız bırakmadı, eksik olmasınlar… Yeni arkadaşlıklar ise işimizin en zengin yanı!
 
Neden Göltürkbükü’nü(Gölköy)tercih ettiniz?
 
Bodrum’un en doğal ve bakir koylarından biri Gölköy.Hemen arkasında yükselen Karadağ sayesinde deniz ısısı ve berraklığı açısından bizce Bodrum’un en güzel koylarından. Birkaç küçük otel ve lokanta dışında beldede sosyal hayatın hareketli olmaması ise huzur ve sakinlik isteyenler için bulunmaz nimet. Yerel pazarı, boş arsalarda otlayan inekleri ve sokaklarda gezen tavukları ile burası hala Bodrum’da bir sahil kasabasında olduğunuz hissini veriyor. Her salı günü kurulan yerel pazardan haftalık ihtiyaçlarımızı karşılıyor ve yemeklerde misafirlerimize de sunabiliyoruz. Üstelik Türkbükü’ne, Gündoğan’a ve Yalıkavak’a komşu olması nedeniyle Bodrum’un daha hareketli ve farklı olanaklarına da yakınız. Gölköy’ü bilenler Bodrum’da başka bir yerde tatil yapmıyor desek yeridir.
 
Otelinizi kimler tercih ediyor?
 
Bir aile işletmesi olduğumuz ve havuzumuz olduğu için özellikle çocuklu aileler, rahatsız edilmeden tatil yapmak isteyen çiftler tercih ediyor.Ancak popüler mekânlara yakın olduğumuz için, gündüz “beach”lere gidip akşameğlenmeyi tercih eden gençler de geliyor. Bir de hayvan severlerelbette! İki köpeğimiz, bir kedimiz vebir de kaplumbağamız var. Kedimiz doğurmak üzere o yüzden nüfusumuz yakında artacak (Kedi isteyen var mı?). Kedisini, köpeğini evde bırakmak, eşe dosta emanet etmek istemeyenleri ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Bir sahil oteli olmasak da misafirlerimiz üç dakika yürüyerek sahildeki anlaşmalı iskelemizden faydalanabiliyor. Bu da bizi fiyat/kalite dengesi olarak bölgedeki cazip otellerden biri yapıyor.
 
Turizm’in kriz yaşadığı bir sezonda otel işletmek mantıklı mıydı?
 
Biz zaten ekmeğimizi turizmden ve otelcilikten kazanan, bu mesleğe yıllarını ve gönlünü vermiş kişileriz. Bizim için bu sene otel işletmek kârlı bir yatırım olduğu için değil, yaşam tarzımızı değiştirmek ve Bodrum’da uzun yıllar kalıcı olmak istediğimiz için tasarladığımız bir proje. Üstelik bu seneden sonra turizm normalleşecek ve işler düzelecekse işe başlamak, tecrübe kazanmak için en doğru zaman diye düşünüyoruz.
 
Hayatınızda neler değişti?
 
Sabah dokuz akşam altı çalışmak yerine sevdiğimiz işi günlük yaşamımızın bir parçası haline getirdik. Trafikte harcadığımız zamanı çocuklarımızla geçirmeye başladık. Yeni insanlarla tanışmak, doğanın ve denizin bir parçası olmak hem fiziksel hem de zihinsel olarak bizi dinçleştirdi. Bir çalışan olmak yerine kendi işimizin patronu olmak kurumsal hayatta elimizde olmadan içimizde büyüyen hırslara, nefretlere ilaç gibi geldi. Artık günü kurtarmakla ilgili değil gelecekle ilgili planlar yapmaya başladık.
 
Kışın ne yapacaksınız?
 
Otelimiz kışın da açık olacak ama iş yoğunluğumuz az olacağından ekimden sonra marta kadar kendimize, hobilerimize ve birbirimize daha çok vakit ayıracağız. Bir de Bodrum’un tadını çıkarcağız elbette. Bir ara İstanbul’a gidip alışveriş yapacak, dostlarımızla hasret giderecek, yeni yerler keşfedeceğiz. Balık tutacak, toprakla haşır neşir olacak, belki de amatör bir denizci olmak için ilk adımlarımızı atacağız. Marttan sonra ise yeni sezona hazırlıklar başlayacak.
 
 
Ne zaman gündelik hayatınızdan bir nebze de olsa kaçmak ve soluklanmak isterseniz bilin ki Bodrum’da yaz-kış sizi rahat ettirmek isteyen bir aileniz ve oteliniz var. Bodrum’dan sevgilerle…
 
 

Yorumlar

GULIN KAYSERILI
31 Ağustos 2016, Çarşamba
Nedim'cim harika anlatmıssın. Agzına saglık. Herkesin aklındna geceni sen ailenle beraber uygulama cesaretini gösterdiğin icin ayrıca tebrik ederim. Tekrar hayırlı olsun,bol kazanc olsun. Sevgiler,
Güler Atuk
2 Eylül 2016, Cuma
Ceydacım.bende bu sene ilk defa Bodruma gölköye geldim.aynı mekanda olmasakda seni tanımaktan büyük bir mutluluk duydum.Her şeyi çok güzel hazırlamışsınız.gülen yüzünüz yeter zaten.ama biliyorumki artık bildiğim güzel bir mekan var.Arzu ettiğiniz her şey gönlünüzce olsun inş.bebişlerinide öpüyorum.İstanbula geldiğinde muhakkak beni ara,görüşelim.Sevgiyle kalın,sağlıcakla kalın.

Yorum bırak

En iyi Fiyat Garantisi